22 Şubat 2017 Çarşamba

Durdurun dünyayı, düşünecek var!

Geçen gün bir eğitime katılmak üzere sabah 7'de evden çıktım ve otobüs beklemeye başladım. Tahmin edersiniz ki bu kış Sevgili Ankara'nın da değerli katkılarıyla oldukça sert geçiyor ama neyse ki bahara! az kaldı 🙏🏻 öyle değil mi?

Neyse, aslında tam da otobüsün geçeceği dakikalarda çıktığımı düşünmüştüm ki neredeyse 20 dakika beklediğimi fark ettim. Soğuktan duruşum da değişmeye başlamıştı ve içimden yavaş yavaş otobüse kızmaya başlayacaktım ki ( neye faydası varsa :) gözlerim botuma takıldı. Fark ettim ki soğukta ayağımı üşütmeyecek bir botum vardı hem de severek almıştım. 
Teşekkür ettim. 

Sonra, fark ettim ki otobüsü ayakta ve tek başına bekleyebilecek sağlığım vardı.
Teşekkür ettim.

Sonra, fark ettim ki bir eğitim için yola çıkmıştım. Yola çıkabilecek cesaretim ve özgüvenim; beni destekleyen eşim, kocaman ailem ve sevdiklerim vardı.
Teşekkür ettim.

Sonra, fark ettim ki geçen sene bu zamanlar çok farklı bir mekanda, farklı bir andaydım hayalini bile kuramadığım. Benim kontrolümde değişmemişti bazı şeyler ama aslında bana daha uygun bir yoldu. Şu an olduğum yola baktım, DOĞRU yolda olduğumu fark ettim. 
Teşekkür ettim.

Soğuktan üşüyen başımı gökyüzüne çevirdiğimi fark ettim. Koskoca evrende ben miniciktim, benim dünyam da minicikti. Öyle sandığımız gibi "dünya başıma yıkıldı, dünya benim etrafımda döner" değildi gerçek olan. Dünya yerli yerinde duruyordu.
Gerçek olan, her birimiz aşkla yaratıldık ve aşkı, kendimizi keşfetmeye geldik. Değişim olmadan bu keşif gerçekleşemezdi elbet. İşte, dünya bunu fark edince yaşamaya değerdi. 

Sonra otobüs gelince şoföre içten bir günaydın dedim ve içimden ona da teşekkür ettim düşünmeme zaman ayırdığı için (dıştan teşekkür etsem sabahın o saatinde bunca açıklamaya hazır olmayacağını düşündüm ☺)

Sen neleri keşfettin şu ana kadarki yolculuğunda? Şu ana kadar neler için teşekkür ettin?

Hani diyorsun ya:
-Ne yapalım işte koşturup duruyoruz.

Sen koşturmasan da dünya zaten dönüyor, bir an dur ve biraz düşünmeye ve keşfe ayır anını. Gör, bak ne hazinelerle döneceksin. Döndüğü yerden tekrar katılırsın hayata merak etme ☺ 

O kaçmıyor da "farkında" olmadan geçirdiğimiz anlar kaçıp gidiyor avucumuzdan...

Bir baktım bu anı hissedip deneyimleyip kendime vakit ayırıp yazıvermişim.
Teşekkür ettim❤🙏🏻

Reyhan.

Hayatla dans edebilme sanatı



Bir soru takılverdi bugün düşünce ağacıma, bir çocuğun ağaç dalına takılan uçurtması misali...

Hayat nedir?

Bunu daha önce hiç tanımlama gereği hissetmemiştim. Şimdi keşfediyorum ki Hayat, Onunla dans edebilme sanatıdır! 

(Başka biri daha fark etmiş mi bilmem ama bu cümle bana ait😂)


İşte, kayıt altına aldığım videodaki gibi mutfakta birdenbire dans edebiliyorsan birşeylerin farkındasın demek, farkındaysan yaşıyorsun demek!


Yaşadığımızı fark ettiğimiz anlar eksik olmasın cebimizden💐


Reyhan, 


21 Şubat 2017 Salı

Çiçek açabilir mi insan?

 Bir gün bir mesaj gelir uzaklardan

O an kalbinizin içi gibi yakınlaşmıştır uzak sandığınız o şehir

Çiçekleri dökülmüş olarak emanet ettiğiniz  orkide tekrar açmıştır, 

Güzel haberleri vardır size verecek:

-"Merak etme, bahar sandığından da yakın"...


Bir kez daha yaşadım ki sevgi dolu bir mesajla insanlar bile çiçek açabilirmiş


Günümüzü bahara çevirenler çok yaşasınlar💐 

13 Şubat 2017 Pazartesi

Kızıma ilk doğumgününden bir mektup

Doğum gününde yayınlayamamıştım. Şimdi kayıtlara geçsin...

Gül kızım, Mucizem,

Büyümeni heyecanla izliyorum.
Ama,
Seni en iyi makamlarda görmek için değil,
Bir doktor, bir mühendis ol diye hiç değil,
Birkaç yabancı dili çok iyi bil diye değil,
İlla ki bir enstrüman çalmalısın diye hiç değil,
Her zaman her konuda birinci olmalısın diye değil,
En yüksek maaşı al, en iyi hayatı sen yaşa diye hiç değil,
"Sade" ve sadece
Sana hediye edilen potansiyeli fark ederek bu dünyadaki var olma sebebini gerçekleştirebil diye...
Adın gibi etrafa gül kokuları dağıt,
Daima güler yüzlü ol diye...


Gülbanu'm,
Doğum günün umutlu, yolun her daim açık olsun...🌷


Seninle büyüyen annen...
29 Ocak 2017 Anakara


Miniklerle sohbet




Dün, Pazar günü 8 yaşındaki oğlumla biraz sohbet ettik, sonrasında sordum kendisine:

- Oğlum, ailemizin bir sembolü olsa bu nasıl bir şey olurdu? Nasıl çizerdin?
Düşündü biraz, hoşuna gitti ve dedi ki:
- Kocaman bir ağaç, üstünde mutlu kuşlar ve yanında bir sürü rengarenk çiçekler...
Sonra hoşuna gitti, ailemizin sembolünü eline de çizdi kendisi❤

İnsanlık tablosuna mutlu ailede yetişen çocuklar çizebilmek en büyük miras bence...yatlardan katlardan ziyade...

Peki, sizin ailenizin sembolü nedir desek? 💐

6 Mart 2016 Pazar

Bitkilerden gelen şifalar

Bilindiği üzere çay hastasıyım, bilhassa yeşil çay ve diğer her türlü çiçek ve yapraktan oluşan rehalı ve aromalı çaylara bayılıyorum. Sanırım daha öncelerde bahsetmiştim, mutfakta bir dolabım sadece bu malzemelere ayrılmış durumda: tarçın, ıhlamur, karanfil, zerdeçal, kakule, nar çiçeği, gül kurusu kavanozları... 

Aklıma gelmişken ve bizim küçük hanım uyumuşken çok sevdiğim birkaç şifa kaynağını paylaşmak istiyorum:

1- Aslında internet ortamında da rahatça bu bilgiye ulaşabilirsiniz ama denenmiş ve bayılmış biri olarak adı Lohusa şerbeti olan çayı paylaşmak isterim:

Aslında tam bir kış çayı, kemiklerinizi ısıtıp gribe karşı koruyor. Süt üretimini artırıp gaz sancısına da iyi geldiği için adı lohusa şerbeti ama erkek/bayan herkes her zaman kullanabilir ;) Yazın da bol buzla servis edildiğinde harika oluyor.

Malzemeler:
Zencefil, zerdeçal, havlıcan, karanfil, karabiber, tarçın, hint cevizini ( toz değil, tane veya kök halde olacaklar. Hepsinden eşit miktarda sadece hint cevizinden 1 adet koymanız yeterli) 2 lt suda 10-15 dk kaynatıyorsunuz ve içine 1 adet lohusa şekeri (kızılcık şekeri) ekliyorsunuz.

2-  
Bir tatlı kaşığı yeşil çay,
2-3 adet kakule,
2 adet nar çiçeği,
Biraz portakal kabuğu 

1 lt kaynar suya demliyorsunuz. 10 dk sonra güzel bir kitap eşliğinde içiyorsunuz ... 

3- Bu paylaşacağım çay değil, krem ama mucize bir krem :) emziren anneler için göğüs çatlaklarına birebir ayrıca sonrasında internetten de araştırdım yüz  için, gözaltı şişkinlikleri ve kırışıklıklar için de faydalıymış.

1 adet ayvanın tüm çekirdeğini yarım kahve fincanı suda 7-8 saat bekletiyorsunuz ve sonunda jöle kıvamında kreminiz hazır. Bu kadar kolay! Buzdolabında saklayabilirsiniz istediğiniz kadar.

4- Depresyona karşı ilacım:

- bir tutam yalnızlık 
- bir adet pencere kenarı (ideali balkon olmakla birlikte Londra'da balkon yok :)
-bir bardak lavanta kokulu yeşil çay 
-kalem, kağıt

Ruhunuzla başbaşa kalmayı ihmal etmeyin, bol bol demlenmeler,

Türkiye'ye dönmeye 1 sene kala en sevdiğim ayın son günlerinden, 

Ry,

Kendisi en sevdiğim demliğim olur; taaa Türkiye'lerden taşıdım...Hakkı çok ben de :)

KADINLARI ANLAYANA AŞK OLSUN!

Şu kadın kısmını anlayana aşk olsun yani, hele bir de anne ise...

Ayda bir defa sancı ve ağrılar eşliğinde değişime uğra,
Hamilelik sürecinde 20 kilo al ve vermeye çalış, (nereye veriliyorsa :)
Doğum sonrası tavan yapmış zıplayan duran hormonlarınla mücadele et,
Gece iki saatte bir uyanan bebeğini emzir, emzirdikten sonra gazını çıkar tekrar uyut,
Sabah tüm aile üyelerinden önce uyan, kahvaltıyı hazırla,
Sütünü sağ (ineğimiz yok kendi sütümüz :) dolaba koy ki bakıcı teyze sen işteyken bebeğini beslesin,
Okula gitmesi gereken diğer çocuğunu uyandır ( bu arada 'Hadi çocuğum uyan vakit geldi' demekle de uyanmayan türler bunlar...Kucaklayacaksın, seveceksin, aman da sabah güneşim uyanmış mı, aman da aman kocaman abi bebekten önce mi uyanmış, okula da mı gidecekmiş...gibi serenat yakacaksın :)
Üstünü giyin, makyajını yap, giyeceğin ayakkabıya uygun çantayı sabah sabah ara, diğerini boşaltıp içindekileri oraya aktar :)
Akşam yemeğine hazırlık için buzluktan et çıkar, pirinçleri ısla,
Aile üyeleriyle kahvaltı yap,
Tüm üyelere vitaminlerini ver,
İşe git, gece boyunca deliksiz bir uyku çekmiş gibi dikkatli çalış, güzel işler çıkarmaya gayret et,
Öğle arası çocuğun arkadaşının doğum günü için hediye al,
Bakıcıyı ara, bebeği sor,
İş çıkışı bir boşlukta sosyal medyayı kontrol et, haberlere bak, whatsup grubundakilere laf yetiştir :)
İşten çıkarken yol üstünde markete uğra,
Çocuğu okuldan al, eve gel, yemek yap,
Bebeği emzirirken büyük çocukla kitap oku, ödevlerini yap, çantasını kontrol et,
İşle ilgili gelen e-postalara cevap ver,
Hafta sonu arkadaşlarla bir araya gelmek üzere çay saatlerini ayarla,
Kirli çamaşırları makineye at,
Çocukları yatırdıktan sonra saçını boya, cilt bakımı yap,
Doğumdan çatlayan göbek ve emzirmekten çatlayan göğsüne bitkisel şifalar uygula,
Etraftaki oyuncakları, kremleri, bezleri topla,
Çamaşırları ser,
Gece kremini sür,
Uzun zamandır okumak istediğin kitabı eline aldığın an bebeğin ağlasın ve rutin yeniden başlasın :)

Bir de karşı cins der ki:
'Şu kadınları bir türlü anlayamadık!'

Bu koşturmacanın içinde kadın kendini anlayacak vakit bulabilmiş mi ki sen onu anlayacaksın :)
Anlamanın en kolay yolu bu 'üstün yaratılmışa :) ' çok çok sevdiğini söyle...
Kadın da böyle bir şey işte, arkadaş, ne para ne pul, tüm yorgunluğunu alan tek şeydir sevildiğini duymak...(Eşya ve mücevher tutkunu, zor mutlu olan kendi adlarına üzüldüğüm bazı hemcinslerimi tenzih ederim)

Not: Hala bir yerlerde tüm bu yüklerinin yanısıra ısınmak için odun kıran, soba yakmaya çalışan, çocuklarının bezlerini öpülesi ellerinde yıkayan, hayatında kocaman bir sevgi ve bir buket çicek görmemiş, belki de üstüne bir de şiddet gören, çocuklarını okula göndermek isteyip de gönderemeyen gerçek annelere sonsuz saygıyla....

Not 2: Her konuda desteğini gördüğüm eşime de sonsuz şükranlarımla... (Bir tek gece bebeğin sesine uyanamıyor, onda da onun yapabileceği !!! bir şey yok yani o yüzden :) Ne yani doğa ve fizik kanunlarına baş mı kaldırsın :)

Londra'da baharı müjdeleyen Mart ayından,

Ry